HAYAT ENGEL TANIMAZ – KAFAKAĞIDI HİKAYESİ

     SABAHATTİN ALİ HİKAYELERİ                        KAFA KAĞIDI HİKAYESİ Akşamüzeri hapishaneye bir sürü adam getirdiler. Hepsi kalabalıktı. Bu kadar kalabalığı süngü takmamış iki candarmanın arasında görünce yol parası borcundan buraya geldiklerini anladık. Nizamiye kapısından girince avluda sıra oldular. Bir gardiyan elindeki kağıda bakarak yoklama yaptı. Ondan sonra duvar kenarına dizilerek çömeldiler, konuşmadan bekleşmeye başladılar.Kılıkları pek perişandı. Poturları“HAYAT ENGEL TANIMAZ – KAFAKAĞIDI HİKAYESİ” yazısının devamını oku

HAYAT ENGEL TANIMAZ – ANT HİKAYESİ

       Ömer Seyfettin Hikayeleri                  ANT HİKAYESİ …Ben Gönen’de doğdum. Yirmi yıldan beri görmediğim bu kasaba kafamda artık silikleşti. Birçok yerleri unutulan eski ve uzak bir düş gibi oldu. O zaman genç bir yüzbaşı olan babamla her vakit önünden geçtiğimiz Çarşı Camii’ni, karşısındaki küçük ve yıkık şadırvanı, içinde binlerce kereste tomruğu yüzen nehirciği, bazı yıkanmaya gittiğimiz sıcak sulu“HAYAT ENGEL TANIMAZ – ANT HİKAYESİ” yazısının devamını oku

ÇARE HİKAYESİ

                                              ÇARE HİKAYESİ  Günler geçmek bilmiyordu. Bir haftada kaç nöbet tutuğunu unutmuştu artık ruhu o kadar yorgundu ki sanki eli yaşında ki bir adam gibi hissediyordu kendini oysa otuzuna yeni gelmişti. Hayatı olabildiğine berbattı birde buna anlayışsız hasta ve hasta yakınları ekleniyordu. ‘ Ya bize bir bakın . ‘ ‘ Başka ne işiniz var .“ÇARE HİKAYESİ” yazısının devamını oku

HAYAT ENGEL TANIMAZ _ ZEVRAK İLE EBRU HİKAYESİ

      HALİT ZİYA UŞAKLIGİL HİKAYELERİ        ZEVRAK LA EBRU HİKAYESİ Bir makalede kıymetli bir kalemden şu sözler çıkıyordu: «Bir eserin, hayatımızın filan veya filan zamanında okunmuş olması ne kadar mühimdir!» Bence bu kaideyi hayatımızın bütün vak’alarına tatbik etmek yoksun bırakmak. İşte bende de öyle hâtıralar var ki, ancak hayâtımın filân veya filân zamanına ait oldukları“HAYAT ENGEL TANIMAZ _ ZEVRAK İLE EBRU HİKAYESİ” yazısının devamını oku

ANTİSEPTİK HİKAYESİ

ÖMER SEYFETTİN HİKAYELERİ   ANTİSEPTİK HİKAYESİ Minimini, güzel, şeytan Bedia’yı ailesi büyük bir adama vermek istiyordu. Halbuki o iki senedir, tıbbiye talebesinden olan kuzeni Namık’la işi pişirmişti. Kendini almayı arzu eden bu büyük adam tek gözlüklü, şık bir büyükelçiydi. “Kırkında var, yok…” diyorlardı. Bedia daha on yedisine girmemişti. Annesinin, babasının, hanımninesinin ısrarlarına biraz karşı geldi.“ANTİSEPTİK HİKAYESİ” yazısının devamını oku

HAYAT ENGEL TANIMAZ – KÜÇÜK KIZ HİKAYESİ

       KÜÇÜK KIZ HİKAYESİ   O gün hava çok soğuktu. Ailesi ile akraba ziyaretine giden küçük kız arabanın camından dışarıyı izlerken kardan bem beyaz olmuş dağlara tepelere hayran hayran bakıyordu .   Araba biraz kalabalıktı. Babasının kullandığı arabalarında küçük amcası babasının yanındaki koltukta oturuyordu. Küçük kız babasına amcasının kucağında gidip gidemeyeceğini sorduğunda .  Daha babası cevap“HAYAT ENGEL TANIMAZ – KÜÇÜK KIZ HİKAYESİ” yazısının devamını oku

BİR HAYIR HİKAYESİ

ÖMER SEYFETTİN HİKAYELERİ BİR HAYIR HİKAYESİ Yatağında kımıldamayan Durmuş Ağa, gözlerini basık tavana dikmişti. Sanki iki saattir eski, sararmış hatılları sayıyordu. Yüzü toprak rengindeydi. Kırmızı kaplı yorganın üstüne serili elleri artık bir insan azasına benzemiyordu. O kadar kuru, o kadar zayıf, o kadar cansızdı ki… Ancak duyulan boğuk bir sesle: —Yahu, ben ölüyon! dedi. Ocağın“BİR HAYIR HİKAYESİ” yazısının devamını oku

HAYAT ENGEL TANIMAZ – KURU AĞAÇ HİKAYESİ

            KURU AĞAÇ HİKAYESİ                Günler den yağmur;    Her yerde iliklere işleyen bir soğuk ,ağaçlar haşin gaddar bir elin elinde hiç durmadan sarsılmakta . Ben bir pencerenin arkasında seyirde.    Karşı evin bahçesi kupkuru,ağlayan gökyüzü bu kup kuru topraklara hayat vermiyor . Birde üstüne geçit vermez balçık deryasına dönüştürüyordu.  Kendimi o balçığın içinde düşündüğümde dibi“HAYAT ENGEL TANIMAZ – KURU AĞAÇ HİKAYESİ” yazısının devamını oku

HAYAT ENGEL TANIMAZ – DEVE HİKAYESİ

               ÖMER SEYFETTİN HİKAYELERİ      DEVE HİKAYESİ Mestan Ağa, doğduğu, büyüdüğü Edirne’de “Çingene” olarak yaşamaya tahammül edemedi. Gurbet diyarında “Arap” gibi dolaşmaya karar verdi. Yüzü, yağlı karadan daha koyu bir renkteydi. Beyazı sapsarı olan gözleri pek büyük, pek parlaktı. Çember bir sakal bıraktı. Basma bir ak sarık sardı. İstanbul’a geldi. Adını “Abdülmennan” koymuştu. At pazarında,“HAYAT ENGEL TANIMAZ – DEVE HİKAYESİ” yazısının devamını oku

FİLİN ŞEKLİ HİKAYESİ

FİLİN ŞEKLİ  Bir Hintli, hayatlarında hiç fil görmemiş insanların yaşadığı bir köye bir fil getirdi; fili karanlık bir ahıra koydu. Ertesi gün, fili köylülere gösterecekti. Ama meraklı birkaç kişi hayvanı hemen görmek için o kapkaranlık ahıra toplandı. Ancak ahır o kadar karanlıktı ki, fil gözle görülemiyordu. Adamlardan hiçbiri de yanlarında mum getirmeyi akıl edememişti. O“FİLİN ŞEKLİ HİKAYESİ” yazısının devamını oku