HAYAT ENGEL TANIMAZ – BİR HATIRA

ÖMER SEYFETTİN HİKAYESİ Bir Hatıra Hikayesi “Le grade dégrade..”(  rütbe, haysiyeti düşürür) Ah gençlik!.. Tıpkı ezeli bir baharın ilk çiçekli günlerine benzer. Yeşil kırlar, kelebek dolu bahçeler, güzel kokular içinde serçelerin şen efsanelerini doymadan dinleyerek dolaşırız. İdealimizin rüyası bize hayat kışının fırtınalarını, karlarını, tipilerini hatırlatmaz. Ben işte bu hiç bitmez sanılan baharı İzmir’de geçirdim. On“HAYAT ENGEL TANIMAZ – BİR HATIRA” yazısının devamını oku

KURBAĞA İLE AKREP HİKAYESİ

KURBAĞA İLE AKREP HİKAYESİ  Günlerden bir gün bir ormanda yaşayan akrep göl kenarında gezerken bir kurbağa görmüş kurbağa suda yüzüyor ve keyfine bakıyor arada o kötü sesiyle şarkılar söylüyormuş. Akrep bu ya kurbağanın bu halini kıskanmış. ‘ Keşke bende suda yüz bilsem ‘ demiş.  Günler geçmiş bir gün kurbağaya ‘Kurbağa kardeş benin gölün diğer tarafında“KURBAĞA İLE AKREP HİKAYESİ” yazısının devamını oku

SAVAŞ NAĞRALARI

                SAVAŞ NARALARI HİKAYESİ  Savaş naralarının susmadığı yıllardı. Küçücük bir köyde birkaç kadın ve birkaç çocuk ve bir de Mehmed dede kalmıştı. Bütün erkekler cephede aileleri için canlarını ve kanlarıyla mücadele ediyorlardı.  Günlerden bir gün aydınlanmak bilmezken postacı muhtarın kapısını çaldı ve beş zarf verdi. Beş şehit haberi . O ocaklara ateş olup düştü .“SAVAŞ NAĞRALARI” yazısının devamını oku

HAYAT ENGEL TANIMAZ – VİYOLONSEL

SABAHATTİN ALİ HİKAYELERİ               VİYOLONSEL Güneş, yüzüne yeşil yelpaze tutan mahçup bir kadın gibi iri yapraklı ağaçların arkasına saklanırken, muhtelif milletlere mensup bir seyyah kafilesi -sarı otlardan yapılmış evleri arı kovanına benzeyen- bir zenci köyüne girdiler. Kabile reisi, yirmi seneden beri Afrika’nın bu sapa köşesine uğramayan beyazları güzel karşılayabilmek için bütün boncuklarını, fil dişinden yapılmış ziynetlerini taktı,“HAYAT ENGEL TANIMAZ – VİYOLONSEL” yazısının devamını oku

ZEVRAK LA EBRU HİKAYESİ

                         HALİT ZİYA UŞAKLIGİL HİKAYESİ                          ZEVRAK LA EBRU Bir makalede kıymetli bir kalemden şu sözler çıkıyordu: «Bir eserin, hayatımızın filan veya filan zamanında okunmuş olması ne kadar mühimdir!» Bence bu kaideyi hayatımızın bütün vak’alarına tatbik etmek yoksun bırakmak. İşte bende de öyle hâtıralar var ki, ancak hayâtımın filân veya filân zamanına ait oldukları için ehemmiyet“ZEVRAK LA EBRU HİKAYESİ” yazısının devamını oku

ÇAYDANLIK HİKAYESİ

SABAHATTİN ALİ HİKAYESİ ÇAYDANLIK HİKAYESİ Hastanenin bodrum katındaki küçük ve pencereleri demir parmaklıklı odada beş kişi yatıyorduk. Hapishanenin doktoru ve reviri olmadığı için hasta mahpuslar ağırlaşıncaya kadar koğuşlarında kalırlar ve araba parası tedarik edebilirlerse belediye doktorunu getirtirlerdi. Ak saçlarını pek itina ile ortadan ikiye ayıran bu ihtiyar ve zayıf adamcağız, yüzünde besbelli bir tiksinmeyle, ellerini“ÇAYDANLIK HİKAYESİ” yazısının devamını oku

HAYAT ENGEL TANIMAZ – BAŞINI VERMEYEN ŞEHİT

    ÖMER SEYFETTİN HİKAYESİ BAŞINI VERMEYEN ŞEHİT Yarın arifeydi. Öbür günkü bayram için hazırlanan beyaz kurbanlar, küçük Grigal palankasının etrafında otluyorlardı. Karşıda… Yarım mil ötede Toygun Paşa’nın son kuşatmasından çılgın kışın hiddeti sayesinde kurtulan Zigetvar Kalesi, sönmüş bir yanardağ gibi, simsiyah duruyordu. Hava bozuktu. Ufku, küflü demir renginde, ağır bulut yığınları eziyor, sürü sürü geçen“HAYAT ENGEL TANIMAZ – BAŞINI VERMEYEN ŞEHİT” yazısının devamını oku

KAMYON HİKAYESİ – Sabahattin Ali Hikayesi

                   SABAHATTİN ALİ HİKAYESİ   KAMYON  Kamyon, Zincirli Han’ın dar ve basık kapısından, yan duvarlara sürtünüp sıvaları dökerek ve üzerine bağlanmış sepetlerle çuvalları dört tarafa fırlatarak ıkına sıkına çıktı. Şoför bir eliyle direksiyona yapışmış, dört metre genişliğindeki sokağın karşı tarafındaki berber dükkanlarına girmeden sola manevra yapabilmeye uğraşıyor, öteki eliyle de ağzına peynirli pide tıkıyordu. Toz, çamur,“KAMYON HİKAYESİ – Sabahattin Ali Hikayesi” yazısının devamını oku

HAYAT ENGEL TANIMAZ – FORSA

       Ömer Seyfettin Hikayeleri           FORSA HİKAYESİ Yuvası sonsuz ufuklara bakan küçük tepe, minimini bir çiçek ormanı gibiydi. İlkbaharın tatlı ince, uzun dallı badem ağaçlarının alaca gölgeleri sahile inen keçiyoluna düşüyor, ilkbaharın tatlı rüzgârıyla sarhoş olan martılar, çılgın naralarla havayı çınlatıyorlardı. Badem bahçesinin yanı geniş bir bağdı. Beyaz taşlardan yapılmış kısa bir duvarın ötesindeki zeytinlik, ta vadiye“HAYAT ENGEL TANIMAZ – FORSA” yazısının devamını oku

ÖLÜMSÜZLÜK AĞACINI ARAYAN ADAM

ÖLÜMSÜZLÜK AĞACINI ARAYAN ADAM  Bir gün bir bilgin bir masal anlatmış;  Dediğine göre, Hindistan’da bir ağaç varmış; kim o ağacın meyvesini yerse, ne yaşlanır, ne ölürmüş. Padişahın biri bunu duymuş; bu ağaca ve meyvesine âşık olmuş. İş bilir, güvenilir adamlarından birini o ağacın meyvesini getirmek için Hindistan’a yollamış. Adam ağacı bulmak için yıllarca Hindistan’ın her“ÖLÜMSÜZLÜK AĞACINI ARAYAN ADAM” yazısının devamını oku