BEBEK

CÜNEYT SUAVİ HİKAYESİ Bebek Genç kadın, bebeğin güzelliği karşısında büyülenmiş gibiydi. Kıvırcık sarı saçları, iri mavi gözleri, kalkık bir burun ve küçük kırmızı dudaklarıyla bir kartpostalı andıran bebek kadının şimdiye kadar gördüğü en cana yakın kız çocuğuydu. Onun ipek yanaklarını doya doya öpmek ve cennet kokusunu içine çekmek için eğildiğinde: ‘ Dokunma bana, diye bir ses duydu.’ ‘“BEBEK” yazısının devamını oku

HAYAT ENGEL TANIMAZ – DOĞUM GÜNÜ

     DOĞUM GÜNÜ HİKAYESİ                       O GÜN   Bir gün ad günümüz .  İnsanlar neden doğar ?  İşte çok uzun süre merak etiğim şeydi.   Salı sabah saatleri koşuşturma içinde işe geldiğimde zor bir gün olacağını biliyordum. Hemen tezgah arkasına geçip önlüğümü taktım ve ilk iş olarak akşamdan kalan artıkları temizlemek oldu. Çöple savaşım saatler sürdü“HAYAT ENGEL TANIMAZ – DOĞUM GÜNÜ” yazısının devamını oku

KIRLANGIÇLAR HİKAYESİ

SABAHATTİN ALİ HİKAYESİ KIRLANGIÇLAR Şehrin kıyısında, ufacık bir derenin kenarında, dalları suya sarkan ihtiyar  bir söğüt ağacı vardır. İlkbaharın başlangıçlarında bu söğüdün dallarına bir dişi kırlangıç gelip kondu; Derenin bir başından bir başına yıldırım gibi uçan, beyaz göğüslerini suya dokundurarak şeffaf kanatlı küçük böcekleri yakalayan diğer kırlangıçlara bakmaya başladı. Başını hafif hafif sallıyordu. Derin düşüncelere“KIRLANGIÇLAR HİKAYESİ” yazısının devamını oku

HAYAT ENGEL TANIMAZ – BİR ORMAN HİKAYESİ

SABAHATTİN ALİ HİKAYESİ BİR ORMAN HİKAYESİ -Orman bizim her şeyimizdir delikanlı, anamız, babamız, evimiz…- diye, yanımda oturan ihtiyar anlatmaya başladı. Alacakaranlık gittikçe artıyordu. Güneş, aşağılarda uzanan ovadan tamamen çekilmişti. Yalnız arkamızdaki büyük ormanda, ağaçların üstüne atılmış kırmızı bir çuha gibi rüzgarla hafif hafif kıpırdıyordu. Biraz sonra büsbütün kayboldu. Ve o anda her şey değişiverdi. Şimdiye“HAYAT ENGEL TANIMAZ – BİR ORMAN HİKAYESİ” yazısının devamını oku

BEN ÖĞRETMEN OLDUM!

                             BEN ÖĞRETMEN OLDUM!   Ah büyükler.  Şimdi bunu neden söyledim.   Okulda sürekli öğretmenlerimiz geri dönüşümün önemini anlatıyor du .  Bende evde öğrendiklerimi uygulamak istedim, ama ne mümkün mü! Annem ve babam bütün ricalarıma rağmen bunu yapamayacaklarını evde çöp biriktirilemeyeceğini söyleyip duruyorlardı.   Bende bir gün alışverişte çöp poşeti aldım sonrada evde çöp atma işini“BEN ÖĞRETMEN OLDUM!” yazısının devamını oku

HAYAT ENGEL TANIMAZ _ BEY HİKAYESİ

                 BEY  Çok eskiden bir beylik varmış. Bu beylik her mevsim yurt değiştirerek yaşamını sürdürdüğü için yükte hafif pahada değerli eşyaları varmış. Beyliğin tam yüz hanesi sekiz yüzde insanı varmış.  Beyleri insanına kıymet veren akılı ve bilge bir adammış. Ölürken beyliğini ortanca oğluna bırakmış. Diğer oğullarına ve bey oğluna da şu öğütleri vermiş.  BEY: ‘“HAYAT ENGEL TANIMAZ _ BEY HİKAYESİ” yazısının devamını oku

KÜLAH HİKAYESİ

ÖMER SEYFETTİN HİKAYESİ KÜLAH HİKAYESİ Mıstık, katmerli bir göçmendi. Bulgaristan’da doğmuş, büyüyüp biraz aklı başına gelince hemen, sınırın on dakika ötesine kapağı atmıştı. “Türkiye değil mi? Sınırı geçer geçmez Bağdat’a kadar hepsi aynı!” diyordu. Az zamanda Babyak’taki Türkçe bilmez Pomakların akıl hocası oldu. Bulgaristan’da kalan akrabalarıyla mektuplaşmaya gerek yoktu. Onlarla, Bulgar sınır karakolundaki nöbetçinin süngüsü“KÜLAH HİKAYESİ” yazısının devamını oku

BÜYÜCÜ HİKAYESİ

                                 ÖMER SEYFETTİN HİKAYESİ                                               BÜYÜCÜ  Büyük Selahaddin, kendisinden aman dileyen Kudüs’ü aldıktan sonra hiç durmamıştı. Şam’da “Biraz dinlenelim!” istirhamında bulunan askerine, — Ömür kısadır. Ecelden emin değiliz! cevabını verdi. Yayından çıkmış bir alev ok şiddetiyle yabancı Avrupalıların haksız yere sahiplendikleri kasabalar üzerine atılıyor, deldiği kaleleri hemen zapt ediyordu. Kurtularak Sur kalesine kapağı atan halk“BÜYÜCÜ HİKAYESİ” yazısının devamını oku

HAYAT ENGEL TANIMAZ _ BİR HAYIR HİKAYESİ

     ÖMER SEYFETTİN HİKAYESİ                BİR HAYIR   Yatağında kımıldamayan Durmuş Ağa, gözlerini basık tavana dikmişti. Sanki iki saattir eski, sararmış hatılları sayıyordu. Yüzü toprak rengindeydi. Kırmızı kaplı yorganın üstüne serili elleri artık bir insan azasına benzemiyordu. O kadar kuru, o kadar zayıf, o kadar cansızdı ki… Ancak duyulan boğuk bir sesle: —Yahu, ben ölüyon! dedi.“HAYAT ENGEL TANIMAZ _ BİR HAYIR HİKAYESİ” yazısının devamını oku

KÖSTENCE KRALİÇESİ HİKAYESİ

              SABAHATTİN ALİ HİKAYESİ                            KÖSTENCE GÜZELLİK KRALİÇESİ Dört seneden beri görmediğim Berlin’e yeni gelmiştim. Kah kerpiç evli kasabalarda, kah kızgın güneşle açık mavi denizin kavuştuğu Akdeniz kıyısındaki şehirlerde oturarak ve bazan da yaşlı bir at sırtında ve fundalıklı yollarda köyden köye giderek geçirdiğim bu dört seneden sonra; Berlin bana eskiden hiç görmediğim bir“KÖSTENCE KRALİÇESİ HİKAYESİ” yazısının devamını oku