KURBAĞA İLE AKREP HİKAYESİ

KURBAĞA İLE AKREP HİKAYESİ  Günlerden bir gün bir ormanda yaşayan akrep göl kenarında gezerken bir kurbağa görmüş kurbağa suda yüzüyor ve keyfine bakıyor arada o kötü sesiyle şarkılar söylüyormuş. Akrep bu ya kurbağanın bu halini kıskanmış. ‘ Keşke bende suda yüz bilsem ‘ demiş.  Günler geçmiş bir gün kurbağaya ‘Kurbağa kardeş benin gölün diğer tarafında“KURBAĞA İLE AKREP HİKAYESİ” yazısının devamını oku

ZEVRAK LA EBRU HİKAYESİ

                         HALİT ZİYA UŞAKLIGİL HİKAYESİ                          ZEVRAK LA EBRU Bir makalede kıymetli bir kalemden şu sözler çıkıyordu: «Bir eserin, hayatımızın filan veya filan zamanında okunmuş olması ne kadar mühimdir!» Bence bu kaideyi hayatımızın bütün vak’alarına tatbik etmek yoksun bırakmak. İşte bende de öyle hâtıralar var ki, ancak hayâtımın filân veya filân zamanına ait oldukları için ehemmiyet“ZEVRAK LA EBRU HİKAYESİ” yazısının devamını oku

ÇAYDANLIK HİKAYESİ

SABAHATTİN ALİ HİKAYESİ ÇAYDANLIK HİKAYESİ Hastanenin bodrum katındaki küçük ve pencereleri demir parmaklıklı odada beş kişi yatıyorduk. Hapishanenin doktoru ve reviri olmadığı için hasta mahpuslar ağırlaşıncaya kadar koğuşlarında kalırlar ve araba parası tedarik edebilirlerse belediye doktorunu getirtirlerdi. Ak saçlarını pek itina ile ortadan ikiye ayıran bu ihtiyar ve zayıf adamcağız, yüzünde besbelli bir tiksinmeyle, ellerini“ÇAYDANLIK HİKAYESİ” yazısının devamını oku

KAMYON HİKAYESİ – Sabahattin Ali Hikayesi

                   SABAHATTİN ALİ HİKAYESİ   KAMYON  Kamyon, Zincirli Han’ın dar ve basık kapısından, yan duvarlara sürtünüp sıvaları dökerek ve üzerine bağlanmış sepetlerle çuvalları dört tarafa fırlatarak ıkına sıkına çıktı. Şoför bir eliyle direksiyona yapışmış, dört metre genişliğindeki sokağın karşı tarafındaki berber dükkanlarına girmeden sola manevra yapabilmeye uğraşıyor, öteki eliyle de ağzına peynirli pide tıkıyordu. Toz, çamur,“KAMYON HİKAYESİ – Sabahattin Ali Hikayesi” yazısının devamını oku

ÖLÜMSÜZLÜK AĞACINI ARAYAN ADAM

ÖLÜMSÜZLÜK AĞACINI ARAYAN ADAM  Bir gün bir bilgin bir masal anlatmış;  Dediğine göre, Hindistan’da bir ağaç varmış; kim o ağacın meyvesini yerse, ne yaşlanır, ne ölürmüş. Padişahın biri bunu duymuş; bu ağaca ve meyvesine âşık olmuş. İş bilir, güvenilir adamlarından birini o ağacın meyvesini getirmek için Hindistan’a yollamış. Adam ağacı bulmak için yıllarca Hindistan’ın her“ÖLÜMSÜZLÜK AĞACINI ARAYAN ADAM” yazısının devamını oku

BEBEK

CÜNEYT SUAVİ HİKAYESİ Bebek Genç kadın, bebeğin güzelliği karşısında büyülenmiş gibiydi. Kıvırcık sarı saçları, iri mavi gözleri, kalkık bir burun ve küçük kırmızı dudaklarıyla bir kartpostalı andıran bebek kadının şimdiye kadar gördüğü en cana yakın kız çocuğuydu. Onun ipek yanaklarını doya doya öpmek ve cennet kokusunu içine çekmek için eğildiğinde: ‘ Dokunma bana, diye bir ses duydu.’ ‘“BEBEK” yazısının devamını oku

KIRLANGIÇLAR HİKAYESİ

SABAHATTİN ALİ HİKAYESİ KIRLANGIÇLAR Şehrin kıyısında, ufacık bir derenin kenarında, dalları suya sarkan ihtiyar  bir söğüt ağacı vardır. İlkbaharın başlangıçlarında bu söğüdün dallarına bir dişi kırlangıç gelip kondu; Derenin bir başından bir başına yıldırım gibi uçan, beyaz göğüslerini suya dokundurarak şeffaf kanatlı küçük böcekleri yakalayan diğer kırlangıçlara bakmaya başladı. Başını hafif hafif sallıyordu. Derin düşüncelere“KIRLANGIÇLAR HİKAYESİ” yazısının devamını oku

KÜLAH HİKAYESİ

ÖMER SEYFETTİN HİKAYESİ KÜLAH HİKAYESİ Mıstık, katmerli bir göçmendi. Bulgaristan’da doğmuş, büyüyüp biraz aklı başına gelince hemen, sınırın on dakika ötesine kapağı atmıştı. “Türkiye değil mi? Sınırı geçer geçmez Bağdat’a kadar hepsi aynı!” diyordu. Az zamanda Babyak’taki Türkçe bilmez Pomakların akıl hocası oldu. Bulgaristan’da kalan akrabalarıyla mektuplaşmaya gerek yoktu. Onlarla, Bulgar sınır karakolundaki nöbetçinin süngüsü“KÜLAH HİKAYESİ” yazısının devamını oku

BÜYÜCÜ HİKAYESİ

                                 ÖMER SEYFETTİN HİKAYESİ                                               BÜYÜCÜ  Büyük Selahaddin, kendisinden aman dileyen Kudüs’ü aldıktan sonra hiç durmamıştı. Şam’da “Biraz dinlenelim!” istirhamında bulunan askerine, — Ömür kısadır. Ecelden emin değiliz! cevabını verdi. Yayından çıkmış bir alev ok şiddetiyle yabancı Avrupalıların haksız yere sahiplendikleri kasabalar üzerine atılıyor, deldiği kaleleri hemen zapt ediyordu. Kurtularak Sur kalesine kapağı atan halk“BÜYÜCÜ HİKAYESİ” yazısının devamını oku

KÖSTENCE KRALİÇESİ HİKAYESİ

              SABAHATTİN ALİ HİKAYESİ                            KÖSTENCE GÜZELLİK KRALİÇESİ Dört seneden beri görmediğim Berlin’e yeni gelmiştim. Kah kerpiç evli kasabalarda, kah kızgın güneşle açık mavi denizin kavuştuğu Akdeniz kıyısındaki şehirlerde oturarak ve bazan da yaşlı bir at sırtında ve fundalıklı yollarda köyden köye giderek geçirdiğim bu dört seneden sonra; Berlin bana eskiden hiç görmediğim bir“KÖSTENCE KRALİÇESİ HİKAYESİ” yazısının devamını oku