GİZLİ MABET HİKAYESİ

ÖMER SEYFETTİN HİKAYESİ  GİZLİ MABET HİKAYESİ –  Müfide Hanımefendi’ye – Geçen gün Tokatlıyan’da Sermet bana genç bir Frenk takdim etti. Sorbonne’dan arkadaşmış! Kumral, çini mavi gözlü, güzel, narin, nazik bir çocuk! Aşırı bir Doğu düşkünü. İlk lafı bu oldu: – Azizim, siz kendinizi bilmiyorsunuz. Avrupa’yı bir şey zannederek kendi güzelliklerinizi görmüyor, kendi sırlarla dolu dünyanızı“GİZLİ MABET HİKAYESİ” yazısının devamını oku

HARİKA ÇOCUK HİKAYESİ

              ORHAN KEMAL HİKAYELERİ                      HARİKA ÇOCUK  Bisküvi, çikolata, kâğıtlı şeker, zeytinyağı, sabun yapımevleriyle küçük tamir atölyelerinin yan yana odalarda bulunduğu, sefertasına benzeyen hanlardan birinin genzi tıkayan pis havası içinde ekmeğini küçücük pedalıyla kazanmaya çalışan bir arkadaşı görmeye gitmiştim. Bulamadım. Dönecektim ki kapı yanında duran büyükçe bir tahta sandığın içinde onu gördüm: Peynir ekmekle“HARİKA ÇOCUK HİKAYESİ” yazısının devamını oku

ANTİSEPTİK HİKAYESİ

ÖMER SEYFETTİN HİKAYELERİ   ANTİSEPTİK HİKAYESİ Minimini, güzel, şeytan Bedia’yı ailesi büyük bir adama vermek istiyordu. Halbuki o iki senedir, tıbbiye talebesinden olan kuzeni Namık’la işi pişirmişti. Kendini almayı arzu eden bu büyük adam tek gözlüklü, şık bir büyükelçiydi. “Kırkında var, yok…” diyorlardı. Bedia daha on yedisine girmemişti. Annesinin, babasının, hanımninesinin ısrarlarına biraz karşı geldi.“ANTİSEPTİK HİKAYESİ” yazısının devamını oku

BİR HAYIR HİKAYESİ

ÖMER SEYFETTİN HİKAYELERİ BİR HAYIR HİKAYESİ Yatağında kımıldamayan Durmuş Ağa, gözlerini basık tavana dikmişti. Sanki iki saattir eski, sararmış hatılları sayıyordu. Yüzü toprak rengindeydi. Kırmızı kaplı yorganın üstüne serili elleri artık bir insan azasına benzemiyordu. O kadar kuru, o kadar zayıf, o kadar cansızdı ki… Ancak duyulan boğuk bir sesle: —Yahu, ben ölüyon! dedi. Ocağın“BİR HAYIR HİKAYESİ” yazısının devamını oku

FİLİN ŞEKLİ HİKAYESİ

FİLİN ŞEKLİ  Bir Hintli, hayatlarında hiç fil görmemiş insanların yaşadığı bir köye bir fil getirdi; fili karanlık bir ahıra koydu. Ertesi gün, fili köylülere gösterecekti. Ama meraklı birkaç kişi hayvanı hemen görmek için o kapkaranlık ahıra toplandı. Ancak ahır o kadar karanlıktı ki, fil gözle görülemiyordu. Adamlardan hiçbiri de yanlarında mum getirmeyi akıl edememişti. O“FİLİN ŞEKLİ HİKAYESİ” yazısının devamını oku

ÜÇ NASİHAT HİKAYESİ

ÖMER SEYFETTİN HİKAYESİ ÜÇ NASİHAT HİKAYESİ Durmuş’un bir anasından başka kimsesi yoktu. Fakirdi. Ama gençti. Kuvvetli idi. Öküzünün biri ölünce tarlasını süremedi. Para için, tekrar çiftini düzebilmek için gurbete gitmeye karar verdi. Gurbet, İstanbul demektir. Köyde kim çaresiz kalırsa, kimin işi bozulursa İstanbul’un yolunu tutar. Durmuş da torbasını omuzladı. Çarıklarını sıktı. Eline bir değnek aldı. Gurbetçilerin“ÜÇ NASİHAT HİKAYESİ” yazısının devamını oku

KERAMET HİKAYESİ

                                   ÖMER SEYFETTİN HİKAYELERİ                                         KERAMET HİKAYESİ Yangın yarım saatten beri devam ediyordu. Fakat mahallenin ahalisi iki ev sonra söneceğine inanıyorlardı. Çünkü bir değerli kişinin türbesi vardı. Mümkün değil, o tutuşmazdı! Şiddetli bir kıble rüzgarı esiyor, alevleri, kıvılcımları saçan tahta parçalarını, türbenin üzerine altındaki evlerin çatılarına fırlatıyordu. İtfaiye bölüğü, tulumbalar son gayretlerini sarf ediyorlardı. Polisler“KERAMET HİKAYESİ” yazısının devamını oku

VİYOLONSEL HİKAYESİ

          SABAHATTİN ALİ HİKAYELERİ                VİYOLONSEL Güneş, yüzüne yeşil yelpaze tutan mahçup bir kadın gibi iri yapraklı ağaçların arkasına saklanırken, muhtelif milletlere mensup bir seyyah kafilesi -sarı otlardan yapılmış evleri arı kovanına benzeyen- bir zenci köyüne girdiler. Kabile reisi, yirmi seneden beri Afrika’nın bu sapa köşesine uğramayan beyazları güzel karşılayabilmek için bütün boncuklarını, fil dişinden“VİYOLONSEL HİKAYESİ” yazısının devamını oku

AŞKMEKTUPLARI – AŞK VE AYAK PARMAKLARI

ÖMER SEYFETTİN HİKAYELERİ                AŞKMEKTUPLARI               AŞK VE AYAKPARMAKLARI Âsıme Hanımefendi’den Hasan’a mektup; Evvela beni sen sevdin, yalvardın, yakardın, benim aşkım âdeta senin galeyanına sönük bir cevaptı. Sonunda beni aldın. Ben zengindim. Atım, arabam vardı. Bütün bugünün gençleri beni istiyorlardı. Herkesin isteğine sen nail oldun. Mesuttun. Ben sana sadıktım. Sonra nasıl oldu, birdenbire döndün. Benden soğudun.“AŞKMEKTUPLARI – AŞK VE AYAK PARMAKLARI” yazısının devamını oku

BİR ORMAN HİKAYESİ

SABAHATTİN ALİ HİKAYESİ BİR ORMAN HİKAYESİ Orman bizim her şeyimizdir delikanlı, anamız, babamız, evimiz…- diye, yanımda oturan ihtiyar anlatmaya başladı. Alacakaranlık gittikçe artıyordu. Güneş, aşağılarda uzanan ovadan tamamen çekilmişti. Yalnız arkamızdaki büyük ormanda, ağaçların üstüne atılmış kırmızı bir çuha gibi rüzgarla hafif hafif kıpırdıyordu. Biraz sonra büsbütün kayboldu. Ve o anda her şey değişiverdi. Şimdiye“BİR ORMAN HİKAYESİ” yazısının devamını oku