BAŞINI VERMEYEN ŞEHİT HİKAYESİ

ÖMER SEYFETTİN HİKAYESİ BAŞINI VERMEYEN ŞEHİT Yarın arifeydi. Öbür günkü bayram için hazırlanan beyaz kurbanlar, küçük Grigal palankasının etrafında otluyorlardı. Karşıda… Yarım mil ötede Toygun Paşa’nın son kuşatmasından çılgın kışın hiddeti sayesinde kurtulan Zigetvar Kalesi, sönmüş bir yanardağ gibi, simsiyah duruyordu. Hava bozuktu. Ufku, küflü demir renginde, ağır bulut yığınları eziyor, sürü sürü geçen kargalar“BAŞINI VERMEYEN ŞEHİT HİKAYESİ” yazısının devamını oku

BİR HATIRA – ÖMER SEYFETTİN HİKAYESİ

ÖMER SEYFETTİN HİKAYESİ BİR HATIR “Le grade dégrade..”(  rütbe, haysiyeti düşürür) Ah gençlik!.. Tıpkı ezeli bir baharın ilk çiçekli günlerine benzer. Yeşil kırlar, kelebek dolu bahçeler, güzel kokular içinde serçelerin şen efsanelerini doymadan dinleyerek dolaşırız. İdealimizin rüyası bize hayat kışının fırtınalarını, karlarını, tipilerini hatırlatmaz. Ben işte bu hiç bitmez sanılan baharı İzmir’de geçirdim. On dokuz“BİR HATIRA – ÖMER SEYFETTİN HİKAYESİ” yazısının devamını oku

PAZARCI HİKAYESİ – SABAHATTİN ALİ HİKAYESİ

SABAHATTİN ALİ HİKAYELERİ Pazarcı Hikayesi Tekaüt (emekli olmak) olduktan sonra karısının memleketi olan Ege Denizi kıyılarındaki bu kasabada ufak bir dükkan açıp tuhafiyecilik yapmak istedi. Pek becerikli idi. Balkan Harbi’nde yaralandıktan sonra da bir kere istifa ederek askerlikten ayrılmış, Üsküdar’da Uncular Sokağı’nda ufak bir yağ ve sabun dükkanı açmıştı. O zaman üç ayda işini o“PAZARCI HİKAYESİ – SABAHATTİN ALİ HİKAYESİ” yazısının devamını oku

KAŞAĞI HİKAYESİ – ÖMER SEYFETTİN HİKAYESİ

             ÖMER SEYFETTİN HİKAYELERİ     KAŞAĞI HİKAYESİ  Kardeşimle ahırda sürekli oyunlar onardık. Her yaz annem İstanbul a giderdi. O İstanbul dayken ben ve kardeşi m Hasan bütün zamanımızı ahırda geçirirdik. HASANLA Dadaruh un yanından hiç ayrılmazdık. Dadaruh babamın seyisi yaşlı bir adamdı. Her sabaha erkenden kalkıp ahıra koşmak atlarla ilgilenmek suya götürmek, çıplak sırtlarına binmek“KAŞAĞI HİKAYESİ – ÖMER SEYFETTİN HİKAYESİ” yazısının devamını oku

DEVE HİKAYESİ – ÖMER SEYFETTİN HİKAYESİ

                   ÖMER SEYFETTİN HİKAYELERİ                            DEVE HİKAYESİ Mestan Ağa, doğduğu, büyüdüğü Edirne’de “Çingene” olarak yaşamaya tahammül edemedi. Gurbet diyarında “Arap” gibi dolaşmaya karar verdi. Yüzü, yağlı karadan daha koyu bir renkteydi. Beyazı sapsarı olan gözleri pek büyük, pek parlaktı. Çember bir sakal bıraktı. Basma bir ak sarık sardı. İstanbul’a geldi. Adını “Abdülmennan” koymuştu.“DEVE HİKAYESİ – ÖMER SEYFETTİN HİKAYESİ” yazısının devamını oku

FORSA HİKAYESİ – ÖMER SEYFETTİN HİKAYELERİ

                                    Ömer Seyfettin Hikayeleri                                              FORSA Yuvası sonsuz ufuklara bakan küçük tepe, minimini bir çiçek ormanı gibiydi. İlkbaharın tatlı ince, uzun dallı badem ağaçlarının alaca gölgeleri sahile inen keçiyoluna düşüyor, ilkbaharın tatlı rüzgârıyla sarhoş olan martılar, çılgın naralarla havayı çınlatıyorlardı. Badem bahçesinin yanı geniş bir bağdı. Beyaz taşlardan yapılmış kısa bir duvarın ötesindeki zeytinlik, ta vadiye“FORSA HİKAYESİ – ÖMER SEYFETTİN HİKAYELERİ” yazısının devamını oku

ANT HİKAYESİ-ÖMER SEYFETTİN HİKAYESİ

ÖMER SEYFETTİN HİKAYELERİ ANT HİKAYESİ …Ben Gönen’de doğdum. Yirmi yıldan beri görmediğim bu kasaba kafamda artık silikleşti. Birçok yerleri unutulan eski ve uzak bir düş gibi oldu. O zaman genç bir yüzbaşı olan babamla her vakit önünden geçtiğimiz Çarşı Camii’ni, karşısındaki küçük ve yıkık şadırvanı, içinde binlerce kereste tomruğu yüzen nehirciği, bazı yıkanmaya gittiğimiz sıcak sulu hamamın derin“ANT HİKAYESİ-ÖMER SEYFETTİN HİKAYESİ” yazısının devamını oku

KAFA KAĞIDI – SABAHATTİN ALİ HİKAYELERİ

SABAHATTİN ALİ HİKAYELERİ                                        KAFA KAĞIDI Akşamüzeri hapishaneye bir sürü adam getirdiler. Hepsi kalabalıktı. Bu kadar kalabalığı süngü takmamış iki candarmanın arasında görünce yol parası borcundan buraya geldiklerini anladık. Nizamiye kapısından girince avluda sıra oldular. Bir gardiyan elindeki kağıda bakarak yoklama yaptı. Ondan sonra duvar kenarına dizilerek çömeldiler, konuşmadan bekleşmeye başladılar.Kılıkları pek perişandı. Poturları“KAFA KAĞIDI – SABAHATTİN ALİ HİKAYELERİ” yazısının devamını oku

KÜTÜK HİKAYESİ – ÖMER SEYFETTİNDEN

ÖMER SEYFETTİN HİKAYELERİ                       KÜTÜK HİKAYESİ  Alacakaranlık içinde sivri, siyah bir kayanın belli belirsiz hayali gibi yükselen Şalgo Burcu uyanıktı. Vakit vakit inlettiği trampete, boru seslerini akşamın hafif rüzgârı derin bir uğultu halinde her tarafa yayıyor… Kederli bağırışmalarıyla ölümü hatırlatan küfürbaz karga sürüleri, bulutlu havanın donuk hüznünü daha beter artırıyordu. Mor dağlar gittikçe koyulaşıyor,“KÜTÜK HİKAYESİ – ÖMER SEYFETTİNDEN” yazısının devamını oku

HASAN BOĞULDU – SABAHATTİN ALİ HİKAYELERİ

                                      SABAHATTİN ALİ HİKAYELERİ HASAN BOĞULDU Kazdağı ‘nın Adalar Denizi’ne bakan yamaçlarından birindeki bir yörük obasına gidip dört beş gün kalacaktım. Edremit pazarına çıra ve bal satmaya geldiği zamanlar ahbap olduğum ve devlet kapısında birkaç ufak işine yardım ettiğim uzun boylu, ak sakallı bir yörük beni davet etmiş: – Çadırda yatmayı gözün tutarsa buyur! Taze bal yersin,“HASAN BOĞULDU – SABAHATTİN ALİ HİKAYELERİ” yazısının devamını oku